Türkçe - İngilizce
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
İngilizce Eş Anlamlılar
Türkçe - İngilizce Cümleler
Çeviri
Reklamları Kaldır
Oturum Aç / Üye Ol
Işıkları Söndür
English
English
Türkçe
Français
Español
Deutsch
Çeviri
Eş Anlamlılar
Cümleler
Araçlar
Kaynaklar
Hakkımızda
İletişim
Oturum Aç / Üye Ol
EN-TR
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İngilizce Eşanlam
Türkçe - İngilizce Cümleler
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
Geçmişi Gizle
Geçmiş Detayları
Geçmişi Sil
Geçmiş :
dimension drawing
quantum transistor
salvo que
committed (to)
holdawayite
Reptilien
Paris
piranhas
fusible plug
standard pay
be beyond doubt
denture relining
to work
Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau
Geçmiş
Cümleler
"to work"
teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç
Kategori
İngilizce
Türkçe
Genel
1
Genel
will to work
i.
çalışma isteği
2
Genel
incapacity to work
i.
çalışma gücü kaybı
3
Genel
incapacity to work
i.
iş göremezlik
4
Genel
pension against incapacity to work
i.
iş göremezlik ödeneği
5
Genel
ability to work
i.
çalışabilme
6
Genel
school-to-work transition
i.
öğrencileri iş piyasasına girmeye hazırlamak için tasarlanmış eğitim programı
7
Genel
determination to work
i.
çalışma azmi
8
Genel
ambition to work
i.
çalışma azmi
9
Genel
eagerness to work
i.
çalışma azmi
10
Genel
capability/ability to do work
i.
iş yapabilme gücü/yeteneği
11
Genel
permit-to-work
i.
işe başlama izni
12
Genel
commute to work
i.
işe gidiş
13
Genel
returning to work
i.
işe dönüş
14
Genel
set someone to work
f.
birini işe koşmak
15
Genel
set to work
f.
işe koyulmak
16
Genel
be unable to work
f.
elden ayaktan düşmek
17
Genel
put to work
f.
koşmak
18
Genel
be unable to work out
f.
içinden çıkamamak
19
Genel
be unable to work something out
f.
içinden çıkamamak
20
Genel
work up to
f.
giderek varmak (bir yere)
21
Genel
get to work
f.
çalışmaya başlamak
22
Genel
get to work
f.
işe başlamak
23
Genel
be unable to work (something) out
f.
işin içinden çıkamamak
24
Genel
not to work
f.
çalışmamak
25
Genel
get down to work
f.
ciddi olarak işe koyulmak
26
Genel
start to work
f.
işe başlamak
27
Genel
work out at to
f.
gelmek (belirli bir miktara)
28
Genel
not to work
f.
aylaklık etmek
29
Genel
begin to work
f.
hayata atılmak
30
Genel
know how to make somebody work efficiently
f.
adam kullanmak
31
Genel
set to work
f.
işe girişmek
32
Genel
go back to work
f.
işbaşı yapmak
33
Genel
set to work
f.
çalıştırmak
34
Genel
not to work
f.
fayda etmemek
35
Genel
put to work
f.
çalıştırmak
36
Genel
jog to work
f.
işine koşarak gitmek
37
Genel
go to work
f.
işe gitmek
38
Genel
prefer to work
f.
çalışmayı tercih etmek
39
Genel
choose to work
f.
çalışmayı tercih etmek
40
Genel
come to work
f.
işe girmek
41
Genel
work one's fingers to the bone
f.
eşek gibi çalışmak
42
Genel
work one's fingers to the bone
f.
işten başını kaldıramamak
43
Genel
work one's fingers to the bone
f.
canla başla çalışmak
44
Genel
(for an artist) to produce a work of art
f.
icra-i sanat etmek
45
Genel
get to work (on)
f.
çalışmaya başlamak
46
Genel
get to work (on)
f.
üzerinde çalışmaya başlamak
47
Genel
get to work (on)
f.
işe koyulmak
48
Genel
to work up a connection
f.
ilişki kurmak
49
Genel
lay down to work
f.
işe gömülmek
50
Genel
start to work
f.
çalışmaya başlamak
51
Genel
want to work
f.
çalışmayı istemek
52
Genel
put someone to work
f.
birini çalıştırmak
53
Genel
go back to work
f.
işe geri dönmek
54
Genel
come back to work
f.
işe dönmek
55
Genel
come back to work
f.
işe geri dönmek
56
Genel
go to work every day
f.
her gün işe gitmek
57
Genel
walk to and from work
f.
işe yürüyerek gidip gelmek
58
Genel
begin to work
f.
çalışmaya başlamak
59
Genel
begin to work
f.
iş hayatına atılmak
60
Genel
fail to work
f.
(makine vb) çalışmamak
61
Genel
like to work
f.
çalışmayı sevmek
62
Genel
go to work by subway
f.
işe metroyla gitmek
63
Genel
commute to work
f.
işe gitmek
64
Genel
work to rule
f.
kurallara uyarak çalışmak
65
Genel
drive to work
f.
arabayla işe gitmek
66
Genel
drive to work
f.
işe arabayla gitmek
67
Genel
take the bus to work
f.
işe otobüsle gitmek
68
Genel
try to work a few things out
f.
birkaç şeyi halletmeye çalışmak
69
Genel
put to work
f.
iş başına koymak
70
Genel
put to work
f.
göreve getirmek
71
Genel
put to work
f.
yapacak iş vermek
72
Genel
want to work
f.
çalışmak istemek
Öbek Fiiller
73
Öbek Fiiller
work up to
f.
bir sonuca doğru gitmek
74
Öbek Fiiller
work up to
f.
bir sona doğru gelişmek
75
Öbek Fiiller
work oneself up to something
f.
cesaretli bir şekilde/cesaretini toplayarak bir şeye hazırlanmak
76
Öbek Fiiller
work down (the line) (to someone or something)
f.
(birinin, bir şeyin) çizgisini/seviyesini yakalamaya çalışmak
77
Öbek Fiiller
work down (the line) (to someone or something)
f.
(birine, bir şeye) (bir konuda) yetişmeye çalışmak
78
Öbek Fiiller
work down (the line) (to someone or something)
f.
(birinin, bir şeyin) seviyesinde ilerlemek
79
Öbek Fiiller
work to
f.
uğraşıp bir seviyeye çıkmak
80
Öbek Fiiller
work to
f.
birini/bir şeyi uğraşıp bir seviyeye çıkarmak
81
Öbek Fiiller
work to (something)
f.
bir şeyi bir aşamaya getirmek için çaba sarf etmek
82
Öbek Fiiller
work to
f.
birini/bir şeyi kademe kademe bir seviyeye ulaştırmak
83
Öbek Fiiller
work to (something)
f.
bir ruh haline kapılmak
84
Öbek Fiiller
work to
f.
bir plan/program dahilinde çalışmak
85
Öbek Fiiller
work to
f.
bir planı/programı takip etmek
86
Öbek Fiiller
work to (something)
f.
bir şeyi bir duruma getirmek için çalışmak
87
Öbek Fiiller
work someone or something to someone or something
f.
birini/bir şeyi birine/bir şeye ulaştırmak için uğraşmak
88
Öbek Fiiller
work someone or something to someone or something
f.
birini/bir şeyi birine/bir şeye yönlendirmek için uğraşmak
89
Öbek Fiiller
work to
f.
kesintisiz bir uğraşla bir seviyeye gelmek
90
Öbek Fiiller
work to (something)
f.
çalışırken (bir şeye) uyum sağlamak
91
Öbek Fiiller
work to (something)
f.
(bir şey) dinleyerek çalışmak
92
Öbek Fiiller
work to (something)
f.
birinde bir ruh hali yaratmak
93
Öbek Fiiller
work to
f.
birini/bir şeyi kesintisiz bir uğraşla bir seviyeye getirmek
94
Öbek Fiiller
work to (something)
f.
(bir plan, yöntem) dahilinde çalışmak
95
Öbek Fiiller
work to
f.
bir plana/programa göre çalışmak
96
Öbek Fiiller
work to (something)
f.
(bir plana, yönteme) göre çalışmak
97
Öbek Fiiller
work someone or something to someone or something
f.
birini/bir şeyi birine/bir şeye doğru hareket ettirmek için uğraşmak
98
Öbek Fiiller
work to (something)
f.
çalışırken (bir şeyi) takip etmek
99
Öbek Fiiller
work to (something)
f.
çalışırken (bir şey dinlemek
100
Öbek Fiiller
work to (something)
f.
birini bir ruh haline sokmak
101
Öbek Fiiller
work to (something)
f.
(bir plana, yönteme) uyarak çalışmak
102
Öbek Fiiller
work to
f.
kademe kademe bir seviyeye ulaşmak
103
Öbek Fiiller
work up to (something)
f.
(bir şeye) zemin hazırlamak
104
Öbek Fiiller
work up to (something)
f.
giderek (bir şeye) doğru tırmanmak
105
Öbek Fiiller
work up to (something)
f.
sözü (bir şeye) getirmeye çalışmak
106
Öbek Fiiller
work up to (something)
f.
(bir şeyin) yolunu yapmak
107
Öbek Fiiller
work around to (someone or something)
f.
sırayla (birine/bir şeye) doğru ilerlemek
108
Öbek Fiiller
work up to (something)
f.
aşama aşama (bir şeye) doğru ilerlemek
109
Öbek Fiiller
work up to (something)
f.
çalışarak bir sonuca varmak
110
Öbek Fiiller
work up to (something)
f.
giderek (bir şeye) doğru gelişmek
111
Öbek Fiiller
work up to (something)
f.
çalışarak (bir şey) haline getirmek
112
Öbek Fiiller
work up to (something)
f.
çalışarak bir noktaya gelmek/ulaşmak
113
Öbek Fiiller
work up to (something)
f.
yavaş yavaş (bir şeye) ulaşmak
İfadeler
114
İfadeler
work to tight deadlines
f.
yoğun çalışma temposuna uyum sağlayabilmek
115
İfadeler
with respect to scope of work
expr.
işin kapsamı ile ilgili
116
İfadeler
with respect to scope of work
expr.
işin kapsamı açısından
Atasözü
117
Atasözü
if you want a man to work well feed him first
aç ayı oynamaz
118
Atasözü
devil finds work for idle hands to do
boş durana şeytan güler
119
Atasözü
the devil makes work for idle hands to do
boş duran belaya bulaşır
120
Atasözü
the devil makes work for idle hands to do
boş durana şeytan güler
121
Atasözü
the devil makes work for idle hands to do
boş durana şeytan iş bulur
122
Atasözü
the devil makes work for idle hands to do
boş duran elleri şeytan çalıştırır
123
Atasözü
the devil makes work for idle hands to do
yapacak işi olmayanın belaya/suça bulaşması kolay olur
Konuşma Dili
124
Konuşma Dili
work to rule
i.
kurallara bağlı kalarak işi yavaşlatma
125
Konuşma Dili
some of us have to work
i.
bazılarımızın çalışması lazım
126
Konuşma Dili
try to work a few things out
f.
birkaç şeyi çözmeye çalışmak
127
Konuşma Dili
set to work (doing something)
f.
(bir şey yapmaya) girişmek
128
Konuşma Dili
set to work (doing something)
f.
(bir şey yapmaya) başlamak
129
Konuşma Dili
set to work on (someone)
f.
(birine) bir şey yapmaya başlamak
130
Konuşma Dili
set to work (doing something)
f.
(bir şey üzerinde) çalışmaya başlamak/girişmek
131
Konuşma Dili
set to work (doing something)
f.
(bir şey yapmaya) koyulmak
132
Konuşma Dili
work to rule
expr.
kurallara harfi harfine uyarak işi yavaşlatma (protesto amaçlı)
133
Konuşma Dili
get to work
expr.
işe koyulun
134
Konuşma Dili
from home to work from work to home
expr.
evden işe işten eve
Deyim
135
Deyim
be up to one's eyes in work
f.
başını kaşıyacak vakti olmamak
136
Deyim
work one's fingers to the bone
f.
baş kaldıramamak (bir işten)
137
Deyim
go to work
f.
bir işe dört elle sarılmak
138
Deyim
go to work
f.
sıkı çalışmak
139
Deyim
go out to work
f.
çalışma hayatına başlamak
140
Deyim
work one's fingers to the bone
f.
çok çalışmak
141
Deyim
work one's fingers to the bone
f.
çok sıkı çalışmak
142
Deyim
go out to work
f.
işe başlamak
143
Deyim
work one's fingers to the bone
f.
eşek gibi çalışmak
144
Deyim
work one's fingers to the bone
f.
yoğun çalışmak
145
Deyim
work someone to death
f.
ölümüne çalıştırmak
146
Deyim
work someone to death
f.
öldüresiye çalıştırmak
147
Deyim
work someone to death
f.
eşek gibi çalıştırmak
148
Deyim
work fingers to the bone
f.
çok çalışmak
149
Deyim
work fingers to the bone
f.
gecesini gündüzüne katmak
150
Deyim
work some weight off to
f.
ağır iş yaparak kilo vermek
×
Pronunciation in context (
out of
)
Pronunciation of to work
×
Terim Seçenekleri
Çeviri Öner / Düzelt
Fransızca İngilizce Sözlük
İspanyolca İngilizce Sözlük
Almanca İngilizce Sözlük
İngilizce Eş Anlamlılar Sözlük
Google Images
Merriam Webster
Dictionary.com
The Free Dictionary
Abbreviations
Wikipedia in English
Wikipedia in Turkish
Urban Dictionary
German, LEO
Chinese, Dict.Cn
Spanish, SpanishDict
Russian, Multitran.ru
Medical, MedicineNet
İşaret Dili, Signing Savvy